[linux-sohbet] Cebit Qzerine..."-2,?= Maddog ile bir söyleşi

---------

From: Alper Oguz (alperliste@showtv.com.tr)
Date: Thu 29 May 2003 - 16:32:35 EEST

  • Next message: Ali Seçkin: "[linux-sohbet] Biraz da gulelim"

    Cebit üzerine..."-2, Maddog ile bir söyleşi

    Şirketlerin bilgi işlem yöneticileri misyon kritik sunucuları ve
    masaüstü PC’leri için Linux’a bir adım mesafede duruyorlar. Evet,
    yaklaştılar ancak halen cesaretleri yok. Çünkü diğer alternatiflerde
    sahip olabildikleri destek ve eğitim olanaklarını
    bulamayacaklarından çekiniyorlar -ki kısmen de haklılar.

    Bir önceki CeBIT yazısında arada “kaynamasın” diye özellikle
    değinmediğim ancak önemli bulduğum bir sohbete ilişkin detayları
    sizlerle paylaşmak istedim.

    “Open Source” standlarında dolaşırken Linux International’ın da
    başkanlığını yürüten Linux Guru’su John “Maddog” Hall ile
    karşılaştım ve bazı konulardaki düşüncelerini, önerilerini alma
    fırsatı buldum.

    Detaylarına girmeden önce CeBIT 2003’te Linux’un ne denli yaygın
    olarak temsil edildiğine dair delilleri –görebildiğim veya
    bilebildiğim kadarıyla- başlıklar halinde vermek istiyorum.

    · NEC, standında Linux tabanlı bir süperbilgisayar sergiliyordu.

    · AMD, 64 bit Opteron işlemcisini Linux için optimize etmiş, SuSE
    Linux standında bir SAP uygulaması ile birlikte performansını
    sergiliyordu (inceledim, muhteşemdi gerçekten).

    · Giderek güçlenen ve Almanya’nın milli işletim sistemi haline gelen
    SuSE Linux, Siemens Business Services ile işbirliği anlaşması
    imzalamıştı.

    · MP3 ve benzeri sayısal ses ve görüntüleme teknolojoilerinin
    yaygınlaşması, plak ve kasetlerden sonra “Audio CD”leri de tarih
    sayfalarına postalamak üzere görünüyor. Linux işletim sistemi ve
    uygun “codec”lerin gömülü olduğu HI-FI cihazları geleceğin
    görsel-işitsel dünyasında Linux’un söz sahibi olacağını
    kanıtlıyordu.

    · Gömülü Linux işletim sistemi ile teçhiz edilmiş sayısal kameralar
    ve benzeri cihazlar Linux’ın esneklik ve taşınabilirliğini
    sergiliyordu.

    · Web yayıncılığı ve “tek kutuda internet” (Web+FTP+POP3+SMTP...)
    alanında Linux’un tartışılmaz gücü ve üstünlüğü neredeyse bu
    konularla ilgili her standda izlenebiliyordu.

    Maddog, sevinerek CeBIT 2003’ün adeta bir Linux fuarına dönüştüğünü
    anlatıyor. Her köşede Linux ve “Open Source” ile ilgili bir şeyler
    bulmak mümkün diyor. Bu, uluslararası tekelin kırıldığının önemli
    bir göstergesi Maddog’a göre.

    Linux’un (aslında Açık Kaynak yazılımlarının demek lazım) dünyada,
    sunucular pazarında edinmeye başladığı sağlam yere karşın masaüstü
    pazarında hakettiği yere ne zaman ulaşacağını sorduğumda –iflas
    sürecine girmiş olsa da- Mandrake’nin ciddi bir ilerleme kaydettiği
    ve Mandrake iş dünyasından silinse bile yapılan geliştirmelerin
    diğer Linux tedarikçileri, geliştiricileri tarafından
    kullanılabileceğini vurguluyor Maddog. Tabi RedHat’ın ve SuSE’nin
    çabalarının da altını çiziyoruz bu bağlamda.

    Maddog, Linux’un kurumsal pazarda belirli bir kabul düzeyine
    gelmesini, üniversitelerin ve bilişim sektörünün işbirliğine bağlı
    görüyor. Yorumu aynen şöyle; “Sizlerin şirketlerinizin yöneticileri
    Üniversitelerin üst düzeydeki yöneticileri ile temasa geçip Linux
    konusunda bir uyanış yaratmalılar ve Linux bilen, kullanan bir
    öğrenci neslinin yetişmesinde aracı olmalılar.”

    Bazı işletim sistemi geliştiricilerinin ve donanım üreticilerinin
    Türkiye’deki üniversitelerin bünyelerimde oluşturdukları “eğitim”(!)
    merkezleri sadece belirli bir ürünü tanıyan ve yeni ürünlere
    yeterince açık olamayan mühendisler, teknisyenler yetiştiriyor. Bu
    kişiler, çalıştıkları kurumlar bünyesine de bu ürünleri taşıma
    eğilimi gösteriyorlar. Maddog bunun da oldukça tehlikeli, tekelci
    bir durum olduğunu teyit ediyor.

    Linux’u Almanya’da milli işletim sistemi haline getiren ve Linux
    camiasında da takdir edilen mantık silsilesi, düşünce yapısı son
    derece incelemeye değer ve ilginç.

    Kişisel bazdan yukarı doğru kurumlara ve devlet organlarına çıktıkça
    güvenlik ve güvenilirlik gereksinimlerinin doğrusal olarak arttığı
    aşikardır. Linux’u temel alıp milli bir işletim sistemi geliştirmek
    hem bilgi güvenliğini garanti etmede, hem de borç olarak, neredeyse
    dilenerek topladığımız dolarları götürüp Amerika’ya geri ödeme
    zorunluluğundan bizi kurtarabilir.

    Bence Türkiye’de Devletin bu konuya acilen el atması lazım (Bu iş
    kar vs. oyunları ile ihmal edilemeyecek ve sadece özel sektöre
    devredilemeyecek kadar). Mesela Tübitak bünyesinde oluşturulabilecek
    10-12 kişilik bir teknik grubun Linux’a tüm detayları ile hakim
    olması, herşeyi ile milli bir işletim sistemi oluşturulması ve
    paralelinde özel sektörün de katılımı ile geliştirilmeye devam
    edilmesi, destek ve yazılım geliştirme mekanizmalarının bu yolla
    kurulması şirketlere ve devlet kurumlarına ciddi, kabul edilebilir
    bir alternatif sunmayacak mıdır ?

    Şirketlerin bilgi işlem yöneticileri misyon kritik sunucuları ve
    masaüstü PC’leri için Linux’a bir adım mesafede duruyorlar. Evet,
    yaklaştılar ancak halen cesaretleri yok. Çünkü diğer alternatiflerde
    sahip olabildikleri destek ve eğitim olanaklarını
    bulamayacaklarından çekiniyorlar -ki kısmen de haklılar. Ayrıca
    yerli şirketlerin kendi geliştirdikleri yazılımları açık kaynak
    ortamına aktarmaları için de aynı çekince sürüyor (Önemli bir vurgu;
    Linux ortamına yazılım aktarmak, lisans bedelinden vazgeçmek
    anlamına gelmiyor.)

    Türk Devleti’nin böyle bir hamle yapması, tüm bir ekibin
    çalıştırılması, eğitimi, takviye edilmesi, uluslararası katılımlar
    dahil bu işe yatıracağı kaynak herhalde bir yılda azami 3 milyon ABD
    dolarıdır (tabi bu işin tepesinde devasa bir bürokratik ekip
    oluşturmamak kaydı ile).

    Bu bedel, yurtdışına ödenen işletim sistemi lisans bedellerinin ve
    beraberinde kullanılan bazı üretkenlik yazılım lisanslarının yanında
    son derece komik rakamlardır. Sadece işletim sistemi değil, açık
    kaynak kodlu iş yazılımlarının ve diğer yazılımların da aynı
    paralelde Türkiye’ye kazandırılabileceği ve daha ötesi Türkiye’de
    geliştirilebileceği düşüncesindeyim (bu konularda bir tartışma
    başlatmak amacıyla, lütfen yandaş veya karşıt düşüncelerinizi bana
    iletin.)

    Sağlıcakla kalın...

    Mahir B. Aşut
    asut@bilisimcumhuriyeti.com

    http://www.bilisimcumhuriyeti.com/index.php?islem=hg&id=1910


  • Next message: Ali Seçkin: "[linux-sohbet] Biraz da gulelim"

    ---------

    Bu arsiv hypermail 2.1.6 tarafindan uretilmistir.