![]()
From: Ozer Tayiz (info@teknobilge.com)
Date: Fri 25 Feb 2005 - 12:55:23 EET
Merhabalar,
Birkaç şey söylemeden edemedim...
Birincisi, kamu ihaleleri, toplumdan doğrudan ve dolaylı vergilerle
toplanan paraların harcandığı ihalelerdir. "İstediğini alsın" denemez.
Harcanan, biraz hepimizin parası, boşa harcanan para, hepimizin cebinden
çıkıyor. Zararı hepimiz görüyoruz. Bize yine "hasta adam" muamelesi
yapıyorlar.
İkincisi, evet, Rekabet Kurulu'na bir şikayette bulunmak, bunu dernekçe
yapmak, basında da duyurmak falan doğru yönde adımlar. Önümüzdeki
günlerde de yapacağız bunları. Ama tekbaşına yeterli de değil.
Daha önce de belirttiğim gibi, marka-firma bağımsız, yapılacak işi tarif
eden şartnameleri oluşturacak bilgi ve beceriye sahip kişiler yok kamu
kurumlarında. Öyle olunca, ihale şartnamelerini fiilen kurumlardaki
kilit kişilerin güvenini kazanmış firmaların yetkilileri hazırlıyor. MS
da, bütün kamu kurumlarının gözünde "güvenilir büyük firma". Dolayısı
ile, bir MS yetkilisinin hazırladığı kamu ihale şartnamesinde elbette MS
Windows da şart koşulur, isim verilmese bile, olabildiğince net bir
şekilde tarif edilir.
Şu anda Linux-AKK camiası olarak verdiğimiz mücadele, teknik üstünlük
sağlamak değil, maliyet etkin çözümler üretmek de değil, ama kamuda
kilit noktadaki kişilerin kafasındaki "en iyi işletim sistemi MS
Windows'dur" yargısını silmek, yerine "MS Windows'un yaptığı herşeyi
Linux da yapabilir" i koymak.
Ve iş, şartnamelerden markaları kaldırmakla kalmıyor. Mesela diyor ki
MEB, "MS 50 Milyon dolar bütçe ayırdı, 5 yıl içinde 600,000 öğretmen
eğitimini ücretsiz üstlendi. Siz Linux'a geçiyor olsak, 600,000
öğretmeni eğitebilecek misiniz? Nasıl, kaça eğiteceksiniz?". Böyle bir
şeyle karşılaşınca, "İşte size açık kaynak lisanslı eğitim programı.
İşte size web temelli ders. Hem Linux öğretiyor hem de temel bilgisayar
eğitimi veriyor. Bununla, biz gönüllü eğitmenlerle, seneye 100 öğretmene
eğitim veririz. Aralarından 10'unu da, aynı eğitimi verebilir hale
getiririz. Her biri 100 öğretmeni daha eğitebilir, böylece 2. yıl 1000,
3. yıl 10.000, 4. yıl 100.000, 5. yıl da 1.000.000 öğretmeni
eğitebiliriz, hem de 0 maliyetle. Verilen eğitim de marka/firma bağımsız
olur. Diyelim ki biz gönüllü çabalarla bu işi beceremedik, içerik ve
dersler açık lisanslı olduğu için, piyasada birçok eğitim firması kısa
sürede çıkar, maliyet düşerken kalite artar." diyebilmeliyiz.
İşin güzel yanı, bu yönde çalışmalar da başladı. Pro-G ve Portakal
teknoloji, Linux ve Temel Bilgisayar Eğitimi içeriğini açık kaynak
lisanslamayı planlıyorlar (binlerce teşekkür). Uludağ ilk ürününü
(PARDUS) verdi. MIT Media Labs'dan, 100$'ın altında maliyeti olan
laptopların 2006'da piyasaya sürülebileceği haberi geliyor...
Benim kafamdaki taslak plan, 2005 Eylülüne kadar, açık kaynak eğitim
içeriğinin hazırlanması, webden sunulabilir hale gelmesi, bu arada
PARDUS'un k12ltsp tarzı paketleri de içerip, okullara kolay kurulabilir
bir sürümünün çıkması, ve 2005-2006 öğretim yılında, diyelim 10 okulda
uygulanırken, 100 öğretmenin de (gönüllü-ücretsiz) eğitilmesi. Bundan
sonra da, aşama aşama yayılarak, önümüzdeki 5 yıl içinde, bütün okullara
yaygınlaşması...
Bu uzun soluklu bir çaba, ve sektördeki herkese pay düşüyor...
İyi çalışmalar,
Özer Tayiz.
Bora Güngören wrote:
> Linux ve özgür yazılım sadece hazır bileşenleri kurmak değil,
> gerekirse "kodlamak" da demek. Böyle bir durumda PHP ile Python ile
> Outlook'un aynısı dış görünüşe sahip arabirimi olan bir istemci yada
> web arayüzü yazılır.
>
>> Evelallah yarisiriz ama adam belki böyle rahat ediyor, pek sevgili
>> linux destegi veren firmalarimiz bir zahmet oturduklari
>> koltuklarindan kalkip, gidip adamlara bilgi verselerdi...
>>
> İş bilgi vermekle bitse on kere de bilgi verilir. Orada bitmiyor ne
> yazık ki. Zaten burada Özer'in avazı çıktığı kadar "yol haritası" diye
> bağırması boşuna değil.
_______________________________________________
Dernek mailing list
Dernek@liste.linux.org.tr
http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/dernek
![]()